17 Mayıs 2019Murat Volkan DülgerGündeme ilişkin yazı

Giriş

Ayşe Çelik isimli öğretmenin telefon ile Beyaz Show'a bağlanarak "Her şey çok farklı aktarılıyor, yani gerçekten konuşamıyorum, sessiz kalmayın insan olarak biraz daha hassasiyetle yaklaşın, görün, duyun artık bizi, el verin. Yazık insanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın" demesi, ardından terör örgütü propagandası yapmak suçundan mahkumiyetine hükmedilerek hapis cezasıyla cezalandırılması uzun bir süre Türkiye'nin gündemine oturmuştu. Ayşe Çelik'in bireysel başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, 10 Mayıs 2019'da "Ayşe Öğretmen davası" olarak bilinen olaya ilişkin kararını verdi (Başvuru no: 2017/36722).

AYM bu kararında ifade özgürlüğünün ve terör örgütü propagandası yapmanın anlamı ve kapsamına ilişkin detaylı açıklamalarda bulunarak Ayşe Öğretmen'in ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verdi. Anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınmış bir hakkın sınırlanabilmesi mümkün olsa da bu sınırlamanın meşru olarak kabul edilebilmesi için belirli şartlara uyulması gerekir. Anayasanın 13. maddesinde temel hak ve özgürlüklerin hangi koşullarda sınırlanabileceği düzenlenmiştir: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."